20 Dakika Sonra Bütün Salonla Ağladım
Yıl 1996, Türkiye’de 4. yılım. Türkçem “az buçuk” ile “yarım yamalak”ın ortasında bir yerde.
O zamanki kız arkadaşım bana ‘Eşkıya’yı’ çok yeni çıkan bir filme gitmeyi teklif etti. O güne ünlü ve sevilen aktör Şener Şen için oynadığını söyledi.
Benim için o zaman; Eşkıya, Şener Şen, şafak, şan, şöhret aynı şey, çünkü Ş harfi içeriyor.
İzlemeye gittik.
Işıklar söndü, film başladı ve 20 dakika sonra bütün salonla beraber ağlamaya başladım. Alışılmadık bir şey değildi, ama ekranda olan olayların tümü beni hüznün dibine sokup derin bir katarsis yaşattı.
O filmden sonra perdede gitarı tanıdım ve mücidinin Erkan Oğur olduğunu öğrendim. Filmin müziğini düzenleyen de bu muhteşem müzisyen idi.
Yıllar sonra onunla tanıştık, artık az çok düzgün türkçem ile ona takdirlerimi sunup, müziğini ve sanatını ne kadar sevdiğimi anlatabildim.
Bir gün Erkan Oğur arkadaş grubuyla evime gelmişti, çok sevindim, neye uğradığımı şaşırdım.
Sonra diğer misafirlerle ilgilenirken dağıldım, birden bir soft ve muhteşem kalitede bir gitar sesi geldi kulağıma. Etrafa bakınca gördüm ki, Erkan Oğur, bir köşede benim gitarımı ile kendi kendine bir şey çalıyordu.
O an kadar gitarmdan öyle sesler çıktığını ne gördüm ne de çıkabileceğini düşünebildim.
Anladım ki, enstrüman ne olursa olsun, gerçek bir ustanın elinde onun sesi, o enstrümanın o ustanın sesi, sözü olur.
Bu muhteşem müzisyenin sanatına şahitten tekrar tanımış oldum, müzik hayatımda gitarın yeri değişti, büyüdü, aydınlandı.
Eşkıya’nın film müziği zaman içinde Türk film müziklerinin en tanınan ve sevilen oldu, güçlüde kitleşti. Filme damga vuran müzik, Erkan Oğur’un sazı idi. Bu film için yeniden düzenleyip seslendirdiği Fırat Ağıtı (Fırat Türküsü) idi. Bu esere biraz değinmek gerekir kısaca. Elazığ yöresine ait, acıyı iliklerinde hissettiren ve özünde bir Anadolu türkümüz.
Acılı bela akan (zalim) Fırat’ın aldığı sayısız can üzerine yazıldığı söylenir. Bu canlar arasında; kaza ile sulara kapılıp ölenler de var; ailelerinin izin vermemesi gibi çeşitli sebeplerden kavuşamayan bir çok aşığın, nehrin üstündeki Kömürhan Köprüsü’nden ebediyete kavuşmak için Fırat sularına atlayıp intihar edenleri de. (Zamanla nehre yapılan Karakaya barajı ile nehir sakinleşmiş ve eski hayatıyla da kalmamış).
Fırat Ağıtı, profesyonel anlamda ilk kez 1987’de İhsan Öztürk tarafından düzenlendi ve İzzet Altınmeşe seslendirdi.
Ancak eser, 1996 yılında çıkan bu kült film Eşkıya ile tanındı, bir çok yorumcu tarafından seslendirildi ve asıl popüleritesini kazandı.
YURI RYADCHENKO
